E?itimli Ki?i

Ali Akdo?an

Eğitimli insanın, eğitimli kişinin kim olduğuna ve nasıl tanımlanacağına ilişkin kafalar karışık, bilgiler iç içe geçmiş durumda. Eğitimli insan sınav kazanan, statüsü yükselen, bir üst eğitim kurumuna giren kişi midir? Eğitimli insan nedir? , kimlerdir? bu sorular birçok eğitimciyi şüpheye düşürmüş, anne-babanın kafasını karıştırmış, düşünürleri tartışmaya sokmuş gözüküyor. Bu yazıda ünlü eğitimci-düşünür Ernest Boyer’in bu konudaki düşüncelerini yazdığı bir yazıdan hareketle irdeleyerek anlamaya çalışacağız.

Ernest Boyer ,ASCD Yearbook’ta yayınlanan ‘’Tutarlı Bir Müfredata Doğru ‘’adlı  makalesinde,  eğitimli insan içinönce müfredat programlanın değil insanlığın durumunu dikkate almamız gerekirdemektedir. Boyer, eğitimli insanı tanımlamadan önce nelere dikkat etmemiz gerektiğini ise iki temel gerçeğe dikkat çekmekte ve şöyle vurgulamaktadır: ‘’Yaşamın iki temel gerçeği üzerinde durmalıyız. Birincisi, her kişi kendine has bir bireydir.   Amaç ve hedefleri tanımlarken, eğitimcilerin her bir öğrencinin özelliklerini belirlemesi en can alıcı noktadır. Okullarda öğrencilerin gelişimine izin veren bir ortam yaratmalı, ülkenin bütün okullarında okuyan her bir çocuğun potansiyelini değerlendirilmelidir. Bununla birlikte, bireylerin farklı oldukları bilincinin ötesinde, eğitimciler aynı zamanda ikinci bir gerçeği de, insan topluluklarını bağlayan ve bir arada tutan kökleşmiş özellikleri de anlayıp idrak etmelidirler. Öğrencilerimize dünyanın her tarafında yaşayan insanların pek çok deneyimleri paylaşmakta olduklarını göstermeliyiz. Var oluşumuzun bu yanına göstereceğimiz dikkat ve ilgi çocuklarımızın neleri öğrenmeleri gerektiği konusunda kritik bir noktadır.’’

Bugün gelinen noktada küreselleşme ile birlikte her ne kadar dünya küçülmüş, kitle iletişim araçları yüzünden dünyadan haberdar olduğumuz temel bir kabul olarak gözükse de, 

bireyin hem yerel hem de evrensel anlamda bir kültürel bağlama bağlı olarak eğitilmesi, ve bu bağlama ilişkin bir farkındalık içinde bulunması gerektiği apaçık bir ihtiyaç olarak görülmektedir.

Boyer, adı geçen makalesinin ilerleyen bölümlerinde eğitimli insanı tanımlamak için konuyu derinleştirerek sorgulamalar yapmakta, ilginç sayılabilecek değerlendirmelerde bulunmaktadır. Eğitimli insan olmayı sağlayan faktörleri dörde ayırarak ele aldığı görülmektedir. O’na göre eğitimli insanı belirleyen faktörlerden ilki; kişinin kendi ilgi alanlarını ve yeteneklerini geliştirmesi ve kişiyi biricik yapan ve biricikliğine özgü olan farklılıklarını keşfetmesidir. Gerçektende kişinin kendisini tanımasının, özüne ilişkin bütün boyutları hakkındaki bilgisi eğitimli insan olmanın önemli bir unsurudur. Kişinin kendi yeterlilikleri ile birlikte geliştirmesi gereken yönlerine dair bilgisi bugünkü eğitimin temel aldığı bir konu olmalıdır.

Boyer ikinci faktör olarak ise; ekonomik bakımdan ve birer yurttaş olarak başarılı olabilmek için, dili çok iyi kullanabilmeyi, genel bilgi sahibi olabilmeyi ve toplum içerisinde kendine güvenebilmeyi özümsemek olarak görmektedir. Bu tespite de katılmamak mümkün değildir. Günümüzde dili etkili kullanmak nefes kesici derecede önem kazanmıştır. Dil düşünmenin yatağı, yeniden yaratmanım merkezi konumundadır. Sadece dili öğrenmek amaç olmaktan çıkmış, dil aracılığı ile öğrenmek önemli olmaya başlamıştır.

  Üçüncü Faktör ise bağlantıdır; iyi eğitimli olmak her şeyin birbiriyle olan bağlantısını da keşfedebilmek demektir.  Günümüzün aşırı disipliner yaklaşımı öğrencilerin öğrenmeleri, öğrendikleri arasında bağlantı kurarak anlamlandırmalarının önünde engel olmaya başlamıştır. Bu yüzden eğitimin bütüncül olma, öğrencilerin öğrenme gerçeklerine göre düzenlenmiş bir süreçten geçmiş olmak eğitimli insanı oluşturur.

Dördüncü faktör ise; geniş içerikli ve tutarlı olan, mevcut konulan tamamen içine alabilen ve müfredatı yaşamın gerçekleri ile bağdaştırmanın yanı sıra farklı bölümler halindeki içeriği birbirine entegre edebilen, yeni bir müfredat çerçevesidir. Bir program bir yandan bireyin kendine özgü yanlarına odaklanmanın yanında, onun geçmiş deneyimlerine yönelmeli oradan hareket etmeli, diğer yandan insanların birbirleri ile etkileşimlerine, bağlarına ve ilişkilerine dair yollar ve anlamlara ulaşmalarını sağlamalıdır.

 Bunun yanında Boyer, müfredatı disiplinler ve bölümler bazında değil “çekirdek ortak noktalar” bazında düzenleyebileceğimizi ileri sürmekte. İnsanları birbirine  bağlayan sekiz ortak nokta olduğunu vurgulamaktadır. 

Öğrencileri, doğum, büyüme ve ölümün gizemi üzerinde hassasiyetle durmaya, vücudun işlevlerini öğrenmeye ve böylece iyi olmada, yapılan seçimlerin önemini anlamaya, duygusal ve entellektüel olarak öğrendiklerinin bazılarını, başka insanlarla olan ilişkilerine taşımaya ve çeşitli yaşam biçimlerini gözlemlemeye, anlamaya ve bunlara saygı duymaya teşvik edecek Yaşam Çevrimi kavramını  birincil odak başlığı olarak ortaya atmaktadır.

İkinci odak olarak Dil başlığını önererek ‘gelecek yüzyıl için eğitim, tüm biçimleriyle dilin, üçlü ve kutsal bir emanet olduğunu anlamalarına yardım etmek anlamına geleceğini söylemektedir.

‘Yaşadığımız en dokunaklı anlarda, sözcüklerin aktaramadığı duygu ve düşünceleri ifade etmek için sanata baş vururuz. Bir şairin dediği gibi sanat “meleklerin dili”dir. Gerçek anlamda eğitimli olmak, sanatın evrensel diline hassasiyetle yanıt vermek demektir ‘ diyerek üçünçü odağın  başlığı olarak Sanatı önermektedir.

Dördüncü odak olarak Zaman ve Mekan başlığını ileri sürmekte,  ‘gerçek anlamda eğitimli bir insan, kendi yaşamını zaman ve mekan içine yerleştirerek bağlantıları görecektir ‘ demektedir. Kendi dahil oldukları kültürün geçmişini anlamak  için öğrenmenin yanında diğer kültürlerin geçmişinide  öğrenmenin önemini üzerinde durmaktadır.

Beşinci odak olarak Grup ve Kurumlar ele alınmalı demekte hepimizin pek çok gruba mensup olduğumuzu , öğrencilerin her birimize ait olan ayrıcalıkları ve sorumlulukları anlamalarına yardımcı olmanın gerekliğine atıfta bulunmaktadır.

Farklılıklar ne olursa olsun gezegenimizdeki tüm insanlar üretiyor ve tüketiyor. Kaliteli eğitim, öğrencilerin, çalışma dünyasını anlamalarına ve buna hazırlanmalarına yardımcı olması bakımından altıncı odak başlığı olarak Çalışmayı önermektedir. Bunu ’ Kaliteli eğitim, öğrencilerin, çalışma dünyasını anlamalarına ve buna hazırlanmalarına yardımcı olur ‘diyerek sürdürmektedir.

Tüm farklılıklarımıza rağmen her birimiz, ayrılmaz bir şekilde doğal dünyaya bağlıyız diyerek yedinci odak için  Doğal Dünyayı başlık olarak seçmektedir.

Miras veya gelenekler ne olursa olsun, her insan, biraz daha büyük bir amaç arayışındadır. Hepimiz, yaşamlarımıza özel bir anlam katma arayışındayız. Bu yüzden son odak başlığı olarak Anlam Arayışını  önermektedir.

Boyer  makalesinde Reinhold Niebuhr’un , “İnsan kendini adamazsa bir bütün olamaz, kendisinin ötesinde bir amaç bulamazsa kendini bulamaz.” sözüne atıfta bulunarak  eğitimli insanları en sonunda yaşamının anlamını bulan ve yaşantısına anlam katanlar olarak tanımlamaktadır. 

Kaynak: Towards a Coherent Curriculum

The 995 ASCD Yearbook

 

Dr. Ali AKDOĞAN